Yemek Borusu Kanseri

Op. Dr. Erkan Yıldırım tarafından yazıldı..

yemek-borusu-kanseriYemek borusu, ağızdan başlayıp midede sonlanan kastan yapılmış özel bir tüptür. Görevi yutulan gıda ve içecekleri mideye ulaştırmaktır.

Günümüzdeki birçok kanser türü gibi “yemek borusu kanseri” de çevresel etkenlerle yakından ilişkilidir. Bunların başında sigara içmek yer alır. Bu ve özellikle yanında alkol alınması yemek borusu kanseri riskini artırmaktadır.

Yemek borusu kanseri kimlerde daha sık görülür?

1. Erkeklerde,
2. Şişmanlarda,
3. Sigara içenlerde,
4. Kronik alkol tüketicilerinde,
5. İleri yaşta,


6. Kronik reflü hastalığına bağlı Barrett yemek borusu gelişenlerde,
7. Taze meyve ve sebzeleri az tüketen kişilerde,
8. Kaza veya intihar amacıyla toksik madde içenlerde
9. Yemek borusu hastalıklarından biri olan 'akalazya hastalığı'nda daha sık görülür.

Ayrıca aşırı sıcak içecekler, sebze ve meyveden fakir yağlı öğünler, gastroözofageal reflü (mideden geriye asitli mide içeriğinin yemek borusuna kaçması) denilen mide asit sıvısının oluşturduğu yemek borusu hasarı da kanser oluşumunu artırmaktadır.

YEMEK BORUSU KANSERİNİN PATOLOJİK TİPLERİ:

Yemek borusu kanseri; yassı hücreli (genelde yemek borusunun üst kısmında) ve adenokarsinom (genelde yemek borusunun alt kısımda) olarak iki farklı tipte olabilir.
Fakat belirtiler her ikisinde de aynıdır, değişmez. İlk başlarda kanser dokusu küçük olduğu için her hangi bir belirti yoktur. Ancak ilerledikçe bazı belirtiler ortaya çıkar. Bunların içinde en önemlisi yutma güçlüğüdür. Bu durum kanser ilerledikçe yemek borusunun geçişini tıkamasından kaynaklanır. Sanki kursakta yemek takılmış hissi oluşur. Diğer belirtiler arasında yemek sonrası kusma (özellikle sindirilmemiş gıda), yemek sırası veya sonrasında artan göğüste veya sırtta ağrı, kilo kaybı, kanlı kusma, yutma ile birlikte öksürük, ses kısıklığı ve hazımsızlık sayılabilir.
Bu belirtiler başka birçok hastalıkta da olabileceği için bu yakınmalarınız olursa mutlaka doktorunuza başvurunuz; ek bazı testler ve tetkikler yapılacaktır.
Kanser ilerledikçe kanseri oluşturan hücreler bulundukları dokudan ayrılır. Lenf sıvısı (özel bir çeşit kan sıvısı) organ yakınındaki lenf düğümlerine (lenf bezelerine) ve kan yolu ile bedenin başka yerlerine yayılabilir.


BELİRTİLER:

Yemek borusu kanseri tanısı genellikle hastanın şikâyetlerinden yola çıkılarak konulur.

Aşağıdaki belirtilerin bazılarının varlığı yemek borusu kanseri şüphesini uyandırmalıdır;

1. En sık görülen belirti yutma güçlüğüdür. Bu başlangıçta yutulan gıdaların yemek borusundan geçerken takılması şeklindedir. Başlangıçta daha çok katı gıdalar yutulamaz iken, zaman içinde hasta su bile içemez,

2. Kusma veya yutulan gıdaların ağza geri gelmesi,

3. Gıdaların yutulması sırasında ağrı oluşması,

4. Üst karın bölgesinde yanma hissi veya ağrı,
5. Tükürük salgısının artması.
6. Kilo kaybı, zayıflama.
7. Ses kısıklığı, öksürük.

TANI: Kan testleri yanında tanıda en çok kullanılan tetkikler ilaçlı yemek borusu grafisi (baryumlu özofagus grafisi) ve endoskopi (ucunda ışıklı bir kamera olan bir kanülle, yemek borusunun incelenmesi) tetkikidir. Endoskopide tıkayan kitle saptanıp doku tanısını doğrulamak için parça (biyopsi) alınır. Bu parça mikroskop altında değerlendirilir ve kesin tanı netleştirilir.
Hastalığın yaygınlığının derecesini değerlendirmek için endoskopi ile ultrason yapılabilir. Bunda tümörün derinliği ölçülür. Bilgisayarlı tomografi (BT) ile hastalığın başka yerleri tutup tutmadığı saptanmaya çalışılır. Başka yeni yöntemler de (PET-pozitron emisyon tomografisi, MRI-manyetik rezonans inceleme) hastalığın durumunu değerlendirmek için kullanılabilir.


Yemek borusu kanseri nasıl teşhis edilir?

Yemek borusu kanserinin teşhisi için yemek borusunun ilaçlı film veya endoskopi ile incelenmesi yeterli olmaktadır. Ancak hastalığın yayılım derecesinin anlaşılmasında veya tedavi sonrası takibi için endoskopik ultrasonografi, BT-bilgisayarlı tomografi, MRI-manyetik rezonans inceleme ve PET-pozitron emisyon tomografisi gibi görüntüleme yöntemleri kullanılmaktadır.

TEDAVİ:
Yemek borusu kanserinin tedavisinde kullanılan ana tedavi yöntemleri cerrahi, ilaç (kemoterapi) ve şua-ışın (radyoterapi) tedavisidir. Yemek borusu kanserinde en etkili tedavi yöntemi ``cerrahi``dir.
Tedavi şekli, hastalığın yaygınlık derecesi ve hastanın genel sağlık durumuyla da ilgilidir. Kanser erken aşamalarda yakalanabilirse ve hastanın genel sağlığı iyiyse, cerrahi öncelikle düşünülmesi gereken tedavi yöntemidir. Ancak tersi bir durum varsa, belirtileri kontrol etmek ve hastalığın ilerlemesini durdurmak amaçlı diğer tedavi yöntemleri uygulanabilir.


Cerrahi Tedavi

Cerrahi tedavinin amacı;
Yemek borusu boyundan başlayıp karın içine kadar devam eder. Bu konumu ve pek çok hayati organ ve damarlar ile yaptığı yakın komşuluk nedeni ile yemek borusu ameliyatlarının gerçekleştirilmesi diğer birçok ameliyattan daha zordur. Ameliyatta kanser, yayılma olasılığı olan bezeleri (lenf nodlarını) de kapsayacak şekilde steril-temiz cerrahi sınırlarla birlikte çıkarılmalıdır (Radikal özefajektomi + Lenfadenektomi).
Yemek borusu kanserlerinin çoğu tanı konulduğunda 'lenf bezlerine yayılmış' durumdadır. Lenf bezlerine yayılma olduğunda yalnız yemek borusunun çıkarılması yetersiz bir tedavi yaklaşımı olur ve başka bir çözüm bulunamaz ise hastalık kısa bir süre içinde tekrarlar. Bu nedenle yemek borusu kanserlerinde kanserin yayılma olasılığının olduğu tüm lenf bezlerinin çıkarılması gerekir. Bu işlem ameliyatın vazgeçilmez prensiplerinden biridir.
**Mümkünse geride hiç tümör dokusu bırakmadan cerrahi yapılır. Kanserin yerine ve seviyesine göre göğüs kafesi, karın ve boyun açılabilir. Bazı cerrahlar göğüs kafesi açılarak lenf bezlerinin geniş olarak çıkarılmasını savunmakta, diğerleri ise göğüs kafesinin açılmasının ek bir yarar sağlamadığını, sadece karın ve boyun açılarak yapılan ameliyatın yeterli olabileceğini belirtmektedir.
Etkilenen yemek borusunun genelde hepsi ve çevre lenf düğümleri çıkartılır. Bu çıkarma işleminden sonra genelde mide karından serbestleştirilerek yemek borusunun olduğu yatağa, boyuna doğru çekilir. Midenin üst ucu boyunda ağız tabanı ile birleştirilir, böylece gıda alımı ağızdan olabilir. Midenin kullanılamadığı durumlarda yemek borusu yerine sırasıyla kalın barsak ve ince barsak kullanılır.

Güç kaybı ve zayıflama belirginse ameliyat öncesi bir süre damardan beslenme destek tedavisi gerekebilir.

Kullanılan cerrahi teknikler;
Kanserin yemek borusundaki yerine göre değişik ameliyat şekilleri kullanılır;
1. Açık (klasik) yöntem
Yemek borusunun bir bölümünün çıkarılması;
Mideye çok yakın olan tümörlerde karından veya göğüs boşluğundan yapılan kesi ile yemek borusunun sadece alt kısmı çıkarılır. Çıkarma işlemini takiben mide göğüs boşluğu içinde tekrar yukarıdaki yemek borusu bölümü ile cerrahi yöntemle birleştirilir. Bazen bu işlem için hem karnı hem de göğüs boşluğunu açmak gerekir.
Yemek borusunun tamamının çıkarılması;
Diğer bir ameliyat şekli yemek borusunun tamamının çıkarılmasıdır. Bu işlem iki veya üç ayrı kesi kullanılarak yapılabilir (Ivor Lewis – sağ torakotomi+laparotomi; Sweet prosedürü – sol torakotomi+laparotomi; Sol torakoabdominal ozofajektomi)
Bazı hastalarda karnından ve boynundan yapılan iki ayrı kesi ile yapılır. Yemek borusu çıkarıldıktan sonra hastaya midesinden veya kalın basağından yeni bir yemek borusu yapılır. Ancak iki kesi yapılan bu ameliyatta kanser etrafındaki lenf bezlerinin çıkarılması teknik olarak mümkün değildir. Bu kanserin bu bölgedeki lenf bezlerini tuttuğu hastaların daha sonraki tedavisinde önemli problemler yaratır.
Üç kesi yapılan ameliyatlarda lenf bezleri yeterince temizlenebilir.Ancak yapılan üç ayrı kesi nedeni ile ameliyat sonrası dönem özellikle ileri yaşta olup ek problemleri olan hastalarda oldukça sıkıntılıdır. Bu hastalarda solunum sistemi ile ilgili çok ciddi problemler yaşanabilir.
2. Laparoskopik ve torakoskopik yöntem (Kapalı Ameliyat)
Yemek borusu tedavisindeki önemli gelişmelerden biri de tüm bu ameliyatların laparoskopik(kapalı) olarak yapılabilmesidir.
Yemek borusunun bir kısmı göğüs bölgesinde bir kısmı da karın bölgesinde bulunur. Bu nedenle yemek borusu kanserinin ameliyatı, karın bölgesi ve göğüs bölgesinden girilerek en az iki kesi ile yapılır. Torakoskopik yöntemde, göğüs bölgesine küçük 4-5 kesiden içeriye sokulan çapları 0.5-1 cm arasında değişen borucuklar yardımı ile girilip ameliyat kapalı şekilde yapılır. Aynı şekilde laparoskopi ile de, karın bölgesine ufak kesilerle girilip ameliyat kapalı bir şekilde gerçekleştirilir. Yemek borusu ve çevre lenf bezleri birlikte çıkarılır.
Yemek borusu kanserlerinin laparoskopik yöntemle yeterli kanserli doku temizliği sağlanarak güvenli bir şekilde tedavi edilebileceği son yıllardaki çalışmalarda gösterilmiştir. Bu yöntemde ameliyat sonrası dönemin çok daha iyi geçmesini sağlamak amacıyla, laparoskopik ve torakoskopik yöntemler birlikte kullanılır. Bu ameliyatta yapılan işlem üç kesili klasik yöntem ile aynıdır. İşlem deneyimli ellerde güvenilir bir işlemdir. Ameliyat sonrası solunum problemleri çok daha az görülür. Hastalar çok daha az ağrı duyar, hastanede daha kısa süre yatar ve daha kısa bir süre içinde normal yaşantılarına dönerler. Kozmetik görüntü oldukça iyidir. Laparoskopik-torakoskopik yemek borusu kanseri tedavisi, bu alanda en yeni ve etkili yöntemdir.

Bazı durumlarda yemek borusundaki tümör çıkarılamaz;

Bunun en temel nedenleri;
1. Hastanın genel durumunun büyük bir ameliyata izin vermemesi,
2. Kanserin ameliyatla çıkarılmasının mümkün olmaması ve
3. Kanserin uzak organları tutmasıdır.
Bu şekilde tümörü olduğu yerde bırakılan hastalarda hastayı beslenmesi amacıyla endoskopik stent, endoskopik gastrostomi ve ameliyatla by-pass gibi değişik tedavi seçeneklerinden yararlanılabilinir.

Radyoterapi ve Kemoterapi

Işın tedavisinde (radyoterapi) dışardan veya içerden güçlü X-ışınları kanserin bulunduğu alana gönderilir. Kemoterapide ise, kanser hücrelerini öldüren veya çoğalmasını durduran bazı ilaçlar kullanılır. Bu da ışın tedavisi gibi, genellikle cerrahiye ek olarak kullanılır. Radyoterapi genellikle ameliyat ve ilaç tedavisiyle (kemoterapi) birlikte uygulanır.

Bu hastalığın tedavisi zor, bazı durumlarda da mümkün değildir. Bu nedenle oluşmaması için önlem almak, ilk olarak sigara içmemek, en iyi seçenektir.